Fermi Paradoksu

0

Fermi Paradoksu Fizikçi Enrico Fermi’nin öğle yemeğinde arkadaşları ile sohbeti sırasında ortaya çıkmıştır. Peki, nedir bu? Dünya dışı olası bir yaşamın yüksek olasılığı ile bizim onlarla temas kuramamamızın arasında ki ‘’tutarsızlığa’’ Fermi Paradoksu diyoruz. Daha açık bir şekilde açıklayacak olursak… Evrende akıllı bir yaşamın var olma olasılığı yüksektir diyoruz. Ancak onlarla temas kuramıyor, göremiyor yada hiçbir radyo teleskop ile duyamıyoruz. İşte bu tutarsızlık Fermi Paradoksunun ta kendisidir.

Enrico Fermi

Fermi Paradoksunun iki temel bölümü vardır. Bunlardan ilki  ‘’Neden evrende bizden başka zeki bir yaşam olmak zorundadır? ’’ sorusuna cevap verir. Evrenin gözleyebildiğimiz kısmında 1023 yıldız bulunur. Sadece galaksimiz de ki yıldız sayısı ise tahmini 250 milyar civarıdır. Bulunan gezegen sayısı ise yıldızların birkaç katıdır. Zeki yaşam bulunma ihtimalini en düşük seviyeye çeksek bile evrende ve hatta galaksimizde bizden başka çok sayıda zeki yaşam formu bulunmak ‘’zorundadır.’’ İkinci bölüm ise daha çok bulunan bu zeki varlıkların teknolojisi ile ilgilidir. Öyle ki eğer ki evrende yada galaksimiz de birçok zeki uygarlık bulunuyor ise bunlar tıpkı bizim gibi uzay çalışmalarına ağırlık vereceklerdir. En basitinden tıpkı bizim gibi evrende olası bir yaşam arayacak yada bulundukları yıldız sistemini kolonize edeceklerdir. Ve en sonunda diğer yıldız sistemlerine ulaşacaklardır. Ancak burada ‘’ciddi’’ bir çelişki var. Şimdiye denk evrenin hiçbir köşesinde herhangi bir kolonileşmeye rastlamadık. Bu durumda evrende ki zeki uygarlıkların sayısının oldukça az olduğunu veyahut bizim gibi gökyüzü meraklısı olmadıklarını düşünebilir. Yukarıda ki varsayımın yanlış olduğunu iddia edebiliriz.

DÜNYA DIŞI ZEKİ YAŞAM FORMLARI İLE NEDEN TEMAS KURAMADIK?

New Horizons uzay aracı insanlığın şimdiye denk ürettiği en hızlı araçtı. Bu araç ile ışık hızının sadece %0,005’ine ulaşabildik. Güneşimizden çok daha yaşlı yıldızlar mevcut. Eğer ki bu yıldızların herhangi birinin etrafında bir zeki yaşam formu bulunuyorsa teknolojilerinin bizden çok daha ileri seviyede olması gerekir. Örnek verecek olursak ışık hızının %10’una ulaşmış bir uygarlık uygarlığının sınırlarını yılda 190 milyar km (0,02 ışık yılı) genişletebilir. Galaksimizin çapının ise 100.000 ışık yılı olduğunu hesaba katarsak 5 milyon yıl içinde tüm yıldızlara ulaşmaları gerekir. Ancak hala galaksimizin herhangi bir köşesinde bir koloni izine rastlayamadık. Kısacası eğer ki böyle bir uygarlık var ise 5 ile 50 milyon yıl içinde tüm galaksiyi kolonize edebilirlerdi. Ancak şimdiye dek galaksimizin hiçbir yerinde herhangi bir kolonileşmeye rastlamadık. Bunun sebebi olarak da bu uygarlıkların kolonileşmeyi ‘’gereksiz’’ bulduğu varsayımı düşünülebilir.

DRAKE DENKLEMİ

Fermi Paradoksu birçok teori ve ilke birlikte hareket eder. Drake Denklemi de bunlardan birisidir. Drake denklemi bizler galaksimizde bulunan ve bizlerle iletişim kurabilecek kadar gelişmiş uygarlıkların ‘’tahmini’’ sayısını verir. Bu denklem Astronom Frank Drake tarafından ortaya atılsa da denklemde Carl Sagan gibi birçok bilim insanının emeği bulunur. Aynı zamanda Frank Drake’nin ismini yaptığı Ozma Deneyi ile de duyarız.

Drake Denklemi
Drake Denklemi

Yukarıda bulunan görselde Drake Denkleminin ta kendisini görüyorsunuz. Bu denklem çeşitli kraterleri göz önünde bulundurarak bize galaksimizde olması gereken ve bizle iletişim kurması gereken zeki uygarlıkların ‘’tahmini’’ sayısını verir.

  • N = Galaksimizde Bulunan İletişim Kurabileceğimiz Zeki Uygarlıkların Sayısı.
  • R*= Galaksimizde ki yıldız oluşumunun yıllık hızı.
  • fp = Yörüngesinde gezegene sahip olan yıldızların sayısı.
  • ne = Bu gezegenler arasında yaşama uygun faktörleri barındıran gezegenlerin sayısı.
  • fl= Bu gezegenlerde yaşamın ortaya çıktığı gezegen sayısı.
  • fi = Yaşamın ortaya çıktığı gezegenlerin kaçında zeki yaşam formlarının bulunduğu.
  • fc = Evrene ‘’Biz Buradayız!’’ mesajı gönderebilecek teknolojiye erişmiş uygarlıkların sayısı.
  • L = Bu uygarlıkların evrene yaydığı tespit edilebilir sinyalin süresi.

Ancak oldukça ‘’büyük’’ bir sorun söz konusu… Bizler yukarıda ki faktörlerden son dört tanesi hakkında hiçbir bilgi sahibi değiliz. Bildiklerimiz ise ‘’değişkendir’’ öyle ki bu yüzden denklem bize pozitif ve negatif sonuçlar verir. Örneğin denklemi pozitif açıdan değerlendiren Carl Sagan galaksimiz de iletişim kurabilecek teknolojiye sahip 1.000.000 uygarlığın var olduğunu söylemiştir. Negatif bakış açısı ile yaklaşan Frank Tipler ise galaksimiz de bulunan medeniyet sayısı birden fazla değil demiştir. Aynı zamanda şunu belirtmekte fayda var. Dünya üzerinde yaşayan insan uygarlığı şimdiye dek bilinen tek uygarlık olduğu için hiçbir şekilde kullanılmıyor. Ancak denklem günümüz de galaksimiz de 200 milyon fazla uygarlığın olması gerektiğini söyler. Nitekim kendilerini ne görebiliyor, ne duyabiliyor nede bir temas kurabiliyoruz. Eğer isterseniz kendini şuradan değerler atayarak denklemi basitçe kullanabilirsiniz.

Kısaca Dünya özel bir gezegen değil ve bu gezegende yaşayan insan uygarlığı da özel değil. Bizim gibi, yada bizden çok daha gelişmiş ‘’milyonlarca’’ uygarlık olabileceği gibi olmayabilir de… Bu nedenle Drake Denklemini kavrayabilmek için antroposantrizm (insanmerkezci) bakış açısından arınmamız gerekir. Ancak şunu da belirtmekte fayda var ki ‘’bilim’’ amacı gütmeyen oluşumlar gerek Fermi Paradoksundan gerekse Drake Denkleminden oldukça sık bahsederler. Biz bir kez daha üzerini çize çize söyleyelim.Şuan da evrende keşfedilmiş bir uygarlık yok, çünkü bununla ilgili kanıt yok.

KARDASHEV ÇETVELİ

Kardashev Cetveli

Kardashev cetveli, bir uygarlığın teknolojik gelişimi ile doğru orantılı olarak ne kadar enerji tüketeceğini belirten bir cetveldir. Rus Astrofizikçi Nikolai Kardashev tarafından 1964 yılında oluşturulan bu cetvele göre evrende ki medeniyetler üç kategoride incelenir. Bunlar TİP I (10¹⁶W), TİP II (10²⁶W), TİP III (10³⁶W)olarak ele alınır. Uygarlıkların yanında ihtiyaç duyduğu enerji miktarı belirtilmiştir. Burada TİP I türü uygarlıklar kendi gezegeninde ki tüm enerji kaynaklarını kullanıp depolayacak kadar teknolojiye sahip uygarlıklardır. TİP II türü uygarlıklar kendi yıldız sistemlerinde ki tüm enerji kaynakları kullanırlar. TIP III türü uygarlıklar ise tüm galaksi de kaynakları kullanabilecek teknolojiye sahiptir. Aynı zamanda son dönemde bilim insanları bu cetvele birde TİP V türü uygarlığı eklediler. Bu uygarlık ise değil galaksi, tüm evrende ki ve tüm uzay-zamanda ki enerjiyi kullanabilecek güce sahiptir. Kısaca tüm evrene hükmedebilirler.

Fizikçi Mickio Kaku’nun bu konu ile ilgili çok güzel bir örneği bulunmakta… ”Teknolojimiz fazlası ile ilkel ve belki de evrende galaksiler arası bir konuşmanın tam ortasındayız ve bunu bilemiyoruz.” diyor. Ayrıca şöyle bir örnekle betimliyor.

’Ormanın ortasında bir karınca tepesine sahip olduğumuzu söyleyelim ve karınca tepesinin tam yanına 10 şeritli süper otoyol inşa ediyorlar. Ve soru şu; karıncalar 10 şeritli bir süper otoyolu anlayabilirler mi? İletişim kurabilir mi? Karıncalar, tam da yanlarında 10 şeritli bir süper otoyol inşa eden varlıkların teknolojisini, amaçlarının ne olduğunu anlayabilirler mi?’’

Birçoğunuzun şuan merak ettiği bir soru var. Biz hani tip uygarlığız? Bizim henüz TİP I türü uygarlık olabilmemiz için bile önümüzde yüzyıllar var. Şuan TİP 0 türü bir uygarlığız… Aynı zamanda bu uygarlıklar arasında sadece enerji ve teknoloji bakımından farklılıklar değil, eğitim, bilgi ve kültürel farklılıklarda bulunur.

Ertan Koç

Kaynak: uzaycobanlari.com

342 total views, 1 views today

Konuyu Değerlendir
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
Share.

About Author

Kendini sevmeyen egoist ruhlu kız!

Leave A Reply

Ankara Temizlik