Bir Kelebeğin Gözünden

0

Bulutlu bir bahar akşamında, yağmur damlaları bir kelebeğin ateş renkli kanatlarına hafifçe çarpıyordu. Uzun süredir içinde bulunduğu kozasından çıkalı bir saat bile olmamıştı. Hız kesmeden geçen arabaların ışıkları onu cezbetmiş olmalıydı ki, işlek bir yolun üzerinden uçuyordu. Birkaç dakika önce bir gecekondu mahallesinden geçmiş, bakımsız evlerin önünden geçen toprak yolda, taştan yaptıkları kaleler arasında futbol oynayan çocukların arasından kendisini rüzgara bırakıvermişti. Çocuklar bir, en fazla iki gün sonra hasta olacaklarını bilseler de soğuk suyu kana kana içiyorlardı; ancak o anda onlar için önemli olan tek şey maçı kazanmaktı. Dışarıdan pek az kimsenin uğradığı o mahalleden işlek yola gelinceye kadar kelebek, her halinden acelesi olduğu anlaşılan bir iş adamı ve küçük kızının, parkta oturan bir çiftin ve son olarak da onlara şeker satmaya çalışan yaşlı bir adamın yanından süzülüvermişti. Hiçbiri kelebeğin göz alıcı turuncu kanatlarının güzelliğine dikkat etmemiş, hatta onun varlığını hissetmemişti. Adam kızının elinden tutmuş, yeni başlayan yağmurdan bir an önce kaçmak istiyordu. Kırmızı ışığın yandığını gördüğünde belli belirsiz bir küfür çıktı ağzından, küçük kızı da huzursuzlanmıştı. Babasına bir şeyler soruyor, ancak soruları yanıtsız kalıyordu. Oysa o yaştaki bir çocuğun tek derdi babasının ilgisizliği değil, en sevdiği oyuncağını bulamayışı olmalıydı. Yeşil ışık yandığında koşar adımlarla önce karşıya, ardından da parkta oturan çiftin önünden geçtiler. İki sevgili de ıslanmaya aldırmıyor, baharın en güzel anlarının tadını çıkarıyordu. İş adamı ve kızı kısa süre sonra gözden kaybolmuştu. Çok geçmemişti ki beyaz şapkalı yaşlı bir adam elindeki şekerlerle çifte yaklaştı. Satmak için herhangi bir şey söylemiyordu, elinde tuttuğu şekerlerden birini kıza uzattı. Yaşlı adamın yüzündeki ifade öylesine içtendi ki iki genç, adamı başlarından savmak yerine şekerlerden almaya karar verdi. “Ne kadar amca bir tanesi?” dedi erkek olan. “Ne kadar verirsen yeterli.” Çocuk cebinden birkaç bozukluk çıkarıp adama uzattı. Adam avucundaki parayı saydıktan sonra: “Burda çok var, öğrencisiniz siz.” deyip paranın bir kısmını geri vermeye yeltendi, fakat çocuk parayı geri almak yerine bir tane daha şeker aldı. İkinci bir şeker gerekli değildi; yaşlı adamın içi rahat etsin diye yapmıştı bunu. Yaşlı adamın yanlarından yavaşça ayrılışını izleyip daha fazla ıslanmamak için oturdukları banktan kalktılar ve ters yönde yürümeye başladılar. Alev kanatlı kelebek, yaşlı adamın yürüdüğü yolu takip etti. Rüzgar artık hızını arttırmıştı ve henüz uçmayı öğrenen kanatları bu şiddetli rüzgara karşı gelecek kadar güçlü değildi. Birkaç dakika içinde rüzgar onu şu anda üzerinde uçtuğu yola sürüklemişti ve oradan oraya savuruyordu. Daha ne kadar kanat çırpmaya devam edebileceğinden emin değildi. Derken diğerlerine kıyasla daha parlak bir ışığın kendisine yaklaştığını gördü, kaçmak istedi, ancak yorulmuştu. “Zararı yok.” diye düşündü. Ne de olsa kısacık hayatına birçok insanın hayatını sığdırmayı başarabilmişti.

262 total views, 2 views today

Konuyu Değerlendir
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
Share.

About Author

Leave A Reply