Aşk bu gece şehri terk etti.

0

Siyahtan arınıp, beyaza bürünmek istediğim bir sabaha kalktım. Gecenin ölümünden sonra açtım göz kapaklarımı. Kalktım bu sıcaklığın içinde, soğuk yerlere elimi uzattığım zaman bulduğum huzurun sahibi yatağımdan. Hal bu ki, ağaç yontulmuş tahta çıkmış meydana. Tahta marangozda öğütülüp, yatağa dönüşmüştü. Bu duygusal kimliğe bürünmek ne haddine yatağın. Bu derece, duygusal anlara sahne olması gereken yer bir odunun yontulmuş kalbi midir ? Kızlar bu kadar emin midir odunların, odun olma oranlarına.

Rüzgârların, önüne sürükleyebildiği odunlar mevcut. Kuşlar gibi narin ve ince bir şekilde ilerliye bilir odunlar. Odunlar, sandığın gibi odun değiller. İsim tabakası ile odunluk sertifikası ellerinde. Yoksa ne odunlar biliriz, Fransız romantik adamların ellerine su dökebilecek. Bir melek, bir odun olabilir. Ve ya doğru deyimle kullanmamız gerekirse; Bir odun, bir melek olabilir. Kızlar bu kadar can yakıcı olduğu sürece, odunlar bu kadar yanmaya meraklı olacaklardır uğurlarına. Sevda ateşinin közü olmak, sevgi erbabının en yüce fedakârlık bilincine mensup olma onuruna dâhil olur her halde.

Sevgi duyduk, kimi zaman insanlara kimi zaman cansız varlıklara, kimi zaman takımlara, kimi zaman ruhlara. Sevgi besledik, karşılık bekledik sürekli. Bekleyiş içerisin de kaldık, gerek takımımızdan gerek ise ruhlardan cansız varlıklardan dâhi medet umduğumuz anlar bulundu. Kalbimiz de hissetmek istedik, karşılık sevgi nedir bilmeden sevdik. Karşılık alamadığımız da, utandık. Suç işlemiş gibi, dergahlar bize günah işlemiş utancına kaptırdı her bir sevgi yüklü adamları. Kadınlar, dahi adamdı sevgi erbabında. Sevgi erbabın da derler ki; ‘’ Adam, sevmesini bilene söylenir, cinsiyet fark etmeksizin.’’ Ne kadınlar var, adam gibi seven. Duygu yüklemeleri bu kadar erkeğe yönelik iken, yaşanmışlıklarımızı bıraktığımız bu yaşamda. Duygusuz rolü neden erkeklere yüklenir ? Oysa en büyük izler, erkeklerin bileklerinde saklı değil midir ? Kızlar bakireliğini verebilir, erkeklerin vereceği ise bileklerinin bakireliğidir. Sanırım bileklerim, bakirliğini koruyamadı. Umutlar tükendi, kalpler durmadı. Oysa sormamış mıydık sürekli, ‘’ Umut tükenince, yine çarpar mı bir kalp ? ‘’ diye. Masada kaldı tüm cevapsızlıkları ile sorular. Bu şehir ağır geliyor, aşka. Tüm kapıları umutla çalsa da çocuk;

‘’ Aşk bu gece şehri terk etti. ’’

-geciyormuicince (Mazlum Özel)

361 total views, 1 views today

Konuyu Değerlendir
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
Share.

About Author

Umut/Adana Hafif deli, kendi çapında.

Leave A Reply

Ankara Temizlik Canli Casino NetSpor Haber